Asil Nadir: Bir İmparatorun İçyüzü – Kitap Notları
Herkese merhaba,
Bugün sizlere Vestel’in kurucusu, 80’li ve 90’lı yıllarda adından sıkça söz ettiren, bu sene 83 yaşında hayata veda eden ünlü iş adamı Asil Nadir’i merkezine alan bir kitaptan bahsetmek istiyorum.
Hazırsanız buyrun başlayalım.
Bora Paran’ın 1992 yılında Milliyet Yayınları tarafından basılan kitabı Asil Nadir: Bir İmparatorun İçyüzü, Kıbrıslı Türk işadamı Asil Nadir’in hayatı, iş dünyasındaki yükselişi ve düşüşü ile yazarın Nadir’le olan kişisel deneyimlerini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Kitap, gazeteci Bora Paran’ın Nadir’in basın danışmanlığı yaptığı dönemde (1990-1992) edindiği izlenimleri temel alıyor. Yazar, Nadir’i “bir imparator” olarak nitelendirerek, onun gizli yönlerini, inançlarını, ilişkilerini ve finansal çöküşünü gün ışığına çıkarıyor. Kitap, anı-roman tarzında yazılmış olup, kronolojik bir sıraya bağlı kalmadan, olayları akışına göre anlatıyor. Temel tema, Nadir’in servetinin arkasındaki kaos, batıl inançlar, sadık çevresi ve yazarın bu dünyadan ayrılış süreci. Özet, kitabın ana bölümlerini takip ederek geniş ve ayrıntılı bir şekilde sunulmuştur.
Türk basınında 80’ler ve 90’ların en çok konuşulan isimlerinden biri olan Asil Nadir, iş dünyasında yarattığı hızlı yükseliş ve ardından gelen büyük düşüşle hatırlanır. Onun hayatını içeriden gözlemlemiş bir gazeteci olan Bora Paran, “Bir İmparatorun İçyüzü” adlı kitabında Nadir’in hem iş dünyasındaki serüvenini hem de özel yaşamındaki bilinmeyen yönlerini gözler önüne seriyor.
Paran, yalnızca gazeteci olarak değil, aynı zamanda bir dönem Asil Nadir’in basın danışmanlığını yapmış bir isim. Bu nedenle kitap, sıradan bir biyografi olmanın ötesine geçerek birinci elden tanıklıklara dayanan, samimi ama aynı zamanda çarpıcı bir içerik sunuyor.
Yazarın Arka Planı ve Kitabın Amacı
Bora Paran, 1939 İstanbul doğumlu bir gazeteci. New York İktisadi İlimler Akademisi mezunu olan Paran, 1970’te Günaydın Gazetesi’nde mesleğe başlamış ve 1979-1992 arası Londra temsilciliği yapmış. Nadir’in 1988’de Günaydın’ı satın almasıyla Nadir’le yakınlaşmış, 1990-1992 arası basın danışmanlığını üstlenmiş. Kitabı, Nadir’in yakın çevresinin bile bilmediği detayları ortaya koymak için yazmış. Önsözde, Nadir’i “Luna Park” metaforuyla tanımlıyor: Dönme dolaplar, korku tünelleri, yırtıcı hayvanlar gibi tehlikeli ve esrarengiz bir hayat. Yazar, Nadir’i aklamayı veya karalamayı amaçlamadığını, sadece gözlemlerini aktardığını belirtiyor. Kitabı, Nadir’in Günaydın’ı ele geçirmesiyle başlayan süreçte Türk basınının yaşadığı bunalımları da eleştiriyor.
Asil Nadir’in Genel Profili ve Hukuki Durumu
Kitap, Nadir’in 1990’lardaki çöküşüne odaklanıyor. Nadir, İngiltere’de Polly Peck şirketiyle büyük bir servet edinmiş, ancak 1990 Ağustos’undan beri Ağır Yolsuzluk Bürosu tarafından soruşturuluyor. İddialar: Polly Peck’e ait 155 milyon sterlin’i zimmetine geçirmek. 43 bin sayfa belge, 44 bankadaki 95 hesap incelenmiş. Nadir, iflas etmiş, evinden çıkarılmış, pasaportuna el konmuş ve haftalık imza zorunluluğu getirilmiş. Yazar, Nadir’in politik-ekonomik bir “kördüğüm” içinde olduğunu vurguluyor. Nadir’in kişiliği: Karizmatik, kurnaz, batıl inançlı (büyü, Şeyh Nazım), akrabalarına ve çalışanlarına sert davranan biri olarak tasvir ediliyor.
Kitap, kronolojik bir biyografi yerine anı, gözlem ve olayların iç içe geçtiği bir anlatım sunuyor. Paran, kendi ifadesiyle, olayları tarih sırasına göre değil, akışın ruhuna göre aktarmış. Bu da kitabı, klasik bir iş dünyası biyografisinden çok bir gazetecilik röportajı havasında okutturuyor.
Öne çıkan bazı başlıklar:
- Asil Nadir’in İmparatorluğu Polly Peck: Küçük bir tekstil firmasını dev bir uluslararası şirkete dönüştüren Nadir’in iş zekâsı ve agresif büyüme stratejileri.
- Skandallar ve Yolsuzluk İddiaları: İngiltere Ağır Yolsuzluk Bürosu’nun (Serious Fraud Office) açtığı davalar, milyonlarca sterlinlik zimmet suçlamaları ve yüzlerce klasörlük dosyalar.
- Londra’daki Yaşam: Berkeley Square ve Alford Street’teki malikanesinde geçen günler, lüks hayatla iç içe gelen kriz anları.
- Mistik ve İrrasyonel Yönleri: Nijeryalı bir büyücüye danışması, mumlarla ve kumlarla yapılan ritüeller, dini tarikatlarla kurduğu ilişkiler.
- Türk Basınıyla İlişkileri: Haldun Simavi’den satın aldığı Günaydın ve Güneş gazeteleri üzerinden basına müdahaleleri, çalışanlarla yaşadığı gerilimler.
- Özel Hayatı ve Çelişkileri: Dini inançlardan mistik arayışlara, insan ilişkilerindeki tutarsızlıklardan yakın çevresine davranışlarına kadar çok sayıda kişisel detay.
Ana Bölümler ve Olaylar
1. Büyücü (Matthew’in Hikâyesi)
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri. Nadir, hukuki sorunlarını çözmek için Nijeryalı büyücü Matthew’i Londra’ya getirtiyor. Matthew, tarikat liderinin oğlu, medyum ve “kum tepesinde mum yakma” yöntemiyle düşmanları “terbiye etme” iddiasında. Nadir’in Alford Caddesi’ndeki lüks malikanesine 1,5 ton Nijerya kumu dökülüyor. Matthew, kum tepeleri üzerine mumlar dikerek, Nadir’in düşmanlarının isimlerini etiketlere bağlayıp eriterek büyü yapıyor. Nadir, ayda milyonlarca sterlin ücret alan avukatlarından daha çok Matthew’e güveniyor. Bir sabah Nadir, Matthew’in büyüsüyle “St. Michael” (şeytanı kılıçla bölen ermiş) vizyonu gördüğünü anlatıyor: Beyaz pelerinli atlı, babası İrfan Nadir’le konuşma. Yazar, Nadir’in batıl inançlarını eleştirerek, mumların yerine kristal şamdanlar (36 adet, 1.152 sterlin) almaya gönderiliyor. Ayrıca, Şeyh Nazım’ın okuduğu gülsuyu kokulu 20 sterlin’lik banknotları (toplam 400 sterlin) fakirlere dağıtma görevi veriliyor. Nadir, Matthew’e tapınak sözü veriyor ama olaylar absürtleşiyor.
2. Rum Meyhanesi
Nadir’in 13 Ağustos 1991’de hapisten kefaletle kurtuluşunu kutlama sahnesi. Kefalet: 3,5 milyon sterlin (Ramadan Güney 1 milyon, eski eşi Ayşegül Tecimer 0,5 milyon, kalan 2 milyon Türkiye kaynaklı gizli para). Nadir, yeşil Bentley’yle yazarla Tottenham Court Road’daki Rum meyhanesi Elysee’ye gidiyor. Sahibi George (Kıbrıslı Rum), Nadir’i “Vasilakimu” diye kucaklıyor. Nadir, Akrep Nalan şarkıları eşliğinde eğleniyor. Bölüm, Nadir’in Kıbrıslı köklerini ve çelişkili ilişkilerini vurguluyor.
3. Basına Müdahale
Nadir, sahip olduğu gazetelerde kendi çıkarlarını korumak için sıra dışı atamalar yapar. Örneğin, gazetecilikle ilgisi olmayan kişileri önemli yönetim pozisyonlarına getirir. Paran’ın aktarımına göre Nadir bu tercihi, “Köpeğin görevini köpeğe yaptıracaksın. Adam ısırmasını iyi bilir” sözleriyle açıklamıştır.
4. Fakirlere Dağıtılan Paralar
Tarikat şeyhlerinden aldığı “okunmuş” paraları Londra sokaklarında fakirlere dağıttırması, iş dünyasında gücün zirvesine çıkmış bir işadamının, mistik ve irrasyonel bir dünyaya nasıl savrulduğunu gösteren örneklerden biridir.
5. Yıltan Kanlı Olayı
Kasım 1991’de Nadir’in iflası ve mahkeme kararları anlatılıyor. Pasaportu iade edilmiyor. Yıltan Kanlı (Kıbrıslı), Nadir’e borç verdiği 200 bin sterlin’i almak için ofise baskın yapıyor. Nadir’in ofisini basıp, duvarındaki yarım milyon sterlin’lik yağlı boya tabloyu (“La nuit a Bruges” imzalı) rehin alarak kaçırıyor. Nadir, Kıbrıs şivesiyle yalvarıyor ama engelleyemiyor. Aynı dönemde Şeyh Nazım’ın portresi “uçuyor” sanılıyor (aslında Ramadan Güney almış). Bölüm, Nadir’in çaresizliğini ve batıl korkularını öne çıkarıyor.
6. Diğer Önemli Olaylar ve Kişiler
- Ramadan Güney: Nadir’in sadık dostu, mezarcı. Nadir’e 1 milyon sterlin kefalet veriyor, Burley on the Hill şatosu için para yatırıyor ama kaybediyor. Nadir’e mektuplar yazıyor (22 maddelik şikâyet, son rest). Eşi Süheyla’nın ölümüyle yıkılıyor. Nadir’e “vatan haini” dememek için kefaleti çekmiyor.
- Abide Gönültaş: Nadir’in sekreteri, Mersinli işçi kızı. Nadir’in hayatında önemli rol oynuyor.
- İranlı Abbas: Sabıkalı, para bulma vaadiyle Nadir’e yaklaşıyor.
- Çetin Özek: Avukat, Nadir’le dargınlık yaşıyor ama Impexbank davasında “affidavit” ile kurtarıyor.
- Erdal Yılmaz: Güneş gazetesi başına getiriliyor, tazminatları ödemeden işten çıkarıyor. Nadir: “Köpeğin işini köpeğe yaptıracaksın.”
- Şeyh Nazım ve Batıl İnançlar: Nadir, Şeyh’in muskalarına, nar tanelerine inanıyor. Cepleri dolu.
- Günaydın ve Basın: Nadir’in gazeteyi satın alması, yazarın maaş alamama sorunları.
7. Yazarın Ayrılışı ve Veda
Yazar, Nadir’le çalışmayı bırakma kararı alıyor (Ocak 1992). Nedenler: Banka borcu (12 bin sterlin), 10 aylık maaşsız Günaydın dönemi, Nadir’den 34 bin sterlin alacak, kredi sicili bozulması (telefon borcu yüzünden). Nadir, “cennet” metaforuyla ikna etmeye çalışıyor, para vaat ediyor ama ödemiyor. Yazar, ofisini boşaltıyor, eşyalarını taşıyor. Son görüşme: Nadir, “salı 10 bin, cuma 24 bin sterlin” diyor ama aramıyor. Yazar, ailesiyle perişan halde, kitabı yazmaya karar veriyor.
Kitap, yalnızca Asil Nadir’in biyografisini değil, aynı zamanda 1980’ler Türkiyesi’nin basın-sermaye ilişkilerini ve uluslararası iş dünyasının gri alanlarını da anlamak için değerli bir kaynak.
- Güç ve Zaaf:
Nadir, zekâsı ve girişimciliğiyle büyük bir imparatorluk kurmuş olsa da, güç sarhoşluğu, denetimsizlik ve mistik inançlara olan yatkınlığı onun en büyük zaafları olmuş. Kitap, bu çelişkiyi güçlü bir şekilde yansıtıyor. - Gazeteci Objektifliği:
Paran, Nadir’i ne tamamen aklıyor ne de yerden yere vuruyor. Olanları gördüğü gibi aktarıyor. Bu tarafsızlık, okuyucuya kendi yargısını oluşturma fırsatı veriyor. - Roman Tadında Anlatım:
Gazetecilik titizliği ile edebi anlatım birleşince, kitap bir “belgesel roman” tadı veriyor. Özellikle Londra’daki sahneler sinematografik bir üslupla aktarılmış. - Zamanın Ruhu:
1990’ların başında yazıldığı için kitap, aynı zamanda dönemin siyaset ve medya atmosferini yansıtan bir belge niteliğinde. Bugün okunduğunda, Türkiye’nin medya-sermaye ilişkilerinin tarihsel köklerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
Kitabın Sonu ve Temalar
Kitap, Nadir’in “dünya cenneti” arayışıyla bitiyor. Yazarın temennisi: Nadir’in suçlamalardan kurtulması. Emerson alıntısı: “Hayatın güneşi, kimseyi aldatmamaya çalıştığın gün doğar.” Sonsözde, yazar suskunluğunu mesleki görevle açıklıyor: Nadir’in basını nasıl manipüle ettiğini eleştiriyor.
Kitap, Nadir’i karizmatik ama kurnaz, inançlı ama çelişkili bir figür olarak çiziyor. Temalar: Servetin geçiciliği, batıl inançlar, sadakat ve ihanet, basın etiği. Toplam 382 sayfa, anekdotlarla zenginleştirilmiş. Yazar, Nadir’i yargılamadan gözlemliyor, kararı okuyucuya bırakıyor.
Sonuç
“Asil Nadir: Bir İmparatorun İçyüzü”, yalnızca bir işadamının yükseliş ve düşüş hikâyesi değil; aynı zamanda iktidar, para, medya, inanç ve zaafların iç içe geçtiği bir insan portresi.
Gazeteci Bora Paran’ın kalemi, okuru Asil Nadir’in hayatının “Luna Park”ına davet ediyor: bir yanda ışıl ışıl dönme dolaplar, diğer yanda karanlık korku tünelleri…
Bu kitap, iş dünyasının zirvesine çıkan bir insanın, en güçlü anında bile ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Bugün hâlâ güncelliğini koruyan bir ders: Gerçek güç, yalnızca servet ya da makam değil, akıl ve sağduyu ile ayakta kalabilmektir.
Başka kitap notlarında buluşmak üzere. Okuduğunuz için teşekkür ederim.



Yorum gönder